
Nagihan CENGİZ ÇELEBİ – 31.01.2025 – Ankara
Haber Alma Hakkının Gaspı ve Gazetecilik
Mahal Medya
32. Adalet ve Demokrasi Haftası bitmeden, tarihe not düşmek istedim…
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 28. maddesi, basının hür olduğunu ve sansür edilemeyeceğini ifade eder. Bu hak, aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesinde de korunur. Her vatandaşın haber alma, yayma ve eleştirme hakkı olduğunu belirtir. Bu özgürlük sadece gazetecilere değil, halkın haber alma hakkına da hizmet eder.
Gazeteciler, kamu adına görev yaparlar. Bu nedenle gazetecilik, bir “kamu görevi” olarak tanımlanır. Gazeteciler, kamu adına güç odaklarını denetleme işlevini görürler. Bu işlev, gazeteciliği diğer mesleklerden ayıran temel unsurdur. Gazetecilik etiği açısından bakıldığında, “doğruluk,” “tarafsızlık,” “şeffaflık,” ve “hesap verebilirlik” ilkeleri, gazetecilerin temel rehberleridir.
Gazetecilik, sadece haber vermek değil; aynı zamanda toplumu bilinçlendirmek, eleştirel düşünceyi teşvik etmek ve gerektiğinde güç odaklarına karşı durmak demektir. Gazetecilerin susturulması, suikaste uğraması, hapse atılması, yalnızca gazeteciye yapılmış bir saldırı değil; toplumun doğru bilgiye ulaşma hakkının elinden alınmasıdır. Bu bağlamda, her susturulan gazeteciyle birlikte aslında toplumun bir parçası, bir anayasal hakkı da tehdit altına girer.
Özgür basının bir toplumda varlığı, o toplumun demokratik gelişmişliğinin en önemli göstergelerindendir. Eleştirel ve sorgulayıcı bir toplum yapısı, özgür basın sayesinde ayakta kalır. Toplumun sesini duymak istemeyen otoriteler, gazetecileri susturmayı tercih ederler; çünkü susturulan her gazeteci, bir gerçeğin üzerinin örtülmesi demektir. Gazetecilerin cesur duruşları, toplumların daha aydınlık bir geleceğe ulaşmasına katkı sağlar. Toplumda eleştirel düşünceyi besleyen, vatandaşların farkındalığını artıran ve otoritelerin hesap verebilirliğini sağlayan en temel dinamik özgür bir basındır.
Araştırmacı Gazeteci kimdir, neden önemlidir?
Tarihsel olarak, Amerika’da “Araştırmacı Gazetecilik” kavramı ilk ortaya çıktığında “MUCKRAKERS” yani “PİSLİK EŞELEYİCİLERİ” şeklinde adlandırılmış, uzun yıllar da bu hitap kullanılmıştır. Araştırmacı gazetecilere “Pislik Eşeleyicileri” denmesinin temel nedeni, otoritelerin pisliklerini halka aktarmalarıdır. Nerede kötü koku varsa Araştırmacı Gazeteci oradadır. Bu tür gazetecilik, kurumların/kişilerin gizli kalmış veya halktan saklanan yönlerini ve toplumun genel çıkarlarına zarar veren gizli gerçekleri açığa çıkarmak üzerine yoğunlaşır.
Yıllarca “O sağcı okuma, bu solcu okuma” diye ötekileştirilen araştırmacı gazetecileri isimlerini kodlayarak örneklendireceğim. Gazetecilerin isimlerini vermemem, örneklemimin tarafsızlığını sağlamaya çalışmamdandır. Vurgulamak istediğim yaşadıkları dönemde uğradıkları kutuplaştırmadan çıkartarak, bir gazetecinin adından ziyade; Kamu Güvenliği, Kamu Yararı, Kamu Sağlığı ve vatandaşın anayasa ile güvence altına alınmış olan haber alma hakkını korumak adına göze aldıklarının getirdiği sondur.
X, Y, Z Gazetecileri ve araştırdıkları dosyalarda bahsedelim. X gazetecisi, bir dönemde oldukça önemli bir dosya üzerinde çalışıyordu. Bu dosya, devlet içindeki yapılanmalarla ve yasadışı faaliyetlerle ilgiliydi. X gazetecisi, kamu adına bu dosyanın peşine düştü, ama maalesef araştırması ölümle sonuçlandı. Bu olay, bize bir gazetecinin bedel ödeyerek, toplumun aydınlanmasına nasıl katkıda bulunduğunu gösteriyor. Suikastinin nedeni; birey olarak “X” kişisi olması değil, peşinde olduğu haberlerin kamuya yansımasını engellemekti.
Y gazetecisi ise başka bir dönemde, benzer şekilde tehlikeli bir dosyanın üzerine gitti. Bu dosyanın arka planda çok güçlü bağlantılar vardı. Y gazetecisi de kamu yararını gözeterek bu dosyayı araştırdı ve maalesef o da susturuldu. Susturulması “Y” kişisi olması nedeniyle değildi.
Son olarak, Z gazetecisi de benzer bir şekilde devlet içindeki yasadışı oluşumları ve bağlantıları araştırırken suikaste kurban verildi. Z gazetecisinin çalışmaları, toplumun ve özellikle hukukun üstünlüğünü savunan birinin halkı aydınlatma çabasının ne kadar tehlikeli olabileceğini gösteriyor.
Bir gazeteci tutuklandığında, susturulduğunda, suikaste uğradığında, yalnızca gazetecinin ya da gazetecilerin şahsı ile ilgili olmadığını, kamu adına; toplumun gerçekleri öğrenme hakkının elinden alınması olduğunu detaylıca ifade etmeye çalıştım. Siyasi görüşünüz, hayata bakışınız ne olursa olsun, bir gazeteciyi sevmiyor görüşlerine katılmıyor olsanız bile, başına gelen herhangi bir olayda sevinmemelisiniz, aksine destek olmalı çıkmayan sesi olmalısınız. Çünkü basın demokrasidir. Çünkü basın sansür edilirse, ihtiyacınız olduğunda veya çıkar çatışmasına düştüğünüzde sesinizi duyuracak bağımsız gazeteci bulamazsınız.
Şimdi asıl soruyu soralım; gazeteciler arka arkaya “suçta ve cezada kanunilik ilkesi” yok sayılarak göz altına alınıyor, tutuklanıyor, susturulmaya çalışılıyor. Pislik eşeleyiciler olarak burnumuza kötü kokular geliyor. Hangi dosyaları koklamamızı istemiyorsunuz, bu ülkenin vatandaşından neyi saklıyorsunuz?
Nagihan CENGİZ ÇELEBİ – 31.01.2025
Ankara

