
– Hatay Dörtyol Devlet Hastanesi’nde onkoloji ünitesi kapatıldı
– 700 civarında kanser hastasının anayasal sağlık hakkı ihlal edildi
ANKARA (Nagihan CENGİZ ÇELEBİ) ÖZEL HABER – Hatay’ın Dörtyol ilçesindeki Dörtyol Devlet Hastanesi’nde, deprem sonrası sivil toplum kuruluşları aracılığıyla kurulan ve yaklaşık 700 kanser hastasına hizmet veren onkoloji ünitesi, onkoloji doktorlarının Hatay merkeze geri çekilmesi nedeniyle kapatıldı. Kanser hastaları anayasal sağlık haklarının ihlal edildiğini ve bu ihlal sonucunda çevre il ve ilçelere gitmek zorunda kaldıklarını sosyal medya hesaplarından duyurmaya çalışıyorlar.
Dörtyol Devlet Hastanesi, 6 Şubat 2023 depreminin ardından Antakya ve İskenderun’daki hastanelerin tahliye edilmesiyle acil durum hastanesi haline getirildi. Hatay’ın tüm ilçelerinde yaşayan kanser hastaları için büyük özveriyle hayati bir sağlık merkezi haline getirilen onkoloji ünitesi, depremden yaklaşık iki hafta sonra üç onkoloji doktoru ve altı onkoloji hemşiresiyle hizmet vermeye başladı. Bu ünite, kanser hastalarına kemoterapi, ilaç takibi ve diğer hayati öneme sahip tedaviler sunarak bölgede adeta bir yaşam hattı görevi görüyordu.
Yedi yatak kapasiteli ünitede, günlük otuz hastaya kadar tedavi sağlanabiliyordu. Ayrıca sivil toplum kuruluşları tarafından tahsis edilen nakil aracı da ulaşım sorunu yaşayan hastaların ücretsiz nakillerini sağlayarak sadece tedavi süreçlerini kolaylaştırmakla kalmayıp, aynı zamanda hastaların moralini yüksek tutmalarına da katkıda bulunuyordu.
Devlet Hizmeti Yükümlülüğü (DHY) kapsamında Hatay’a atanan ve Dörtyol Devlet Hastanesi onkoloji ünitesine görevlendirilen üç onkolog hekim, bu hastanede hizmet vermeye başladı. Ancak, Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin faaliyete geçmesiyle birlikte iki onkolog hekim geri çağırıldı. Geri çağırılan hekimler istifa ederek kurumla ilişiklerini sonlandırdılar. Dörtyol’da kalan tek onkolog hekimin de Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne çağırılmasıyla, onkoloji ünitesi tamamen işlevsiz hale geldi. Hekim kalmayan ünitede görev yapan eğitimli altı onkoloji personeli başka birimlere kaydırılarak, ünitenin kanser hastalarına verdiği hizmet Temmuz ayı itibariyle sona erdirildi.
Kanser hastalarına ağır darbe
Onkoloji ünitesinin kapatılması, hastaların tedavi süreçlerinin kesintiye uğraması anlamına geliyor. Kanser gibi zorlu bir hastalıkla mücadele eden hastaların tedavi için çevre il ve ilçelere gitmek zorunda kalmaları zaten zorlayıcı olan kemoterapi ve diğer tedavi süreçlerini daha da zor hale getirdi. Uzun yolculuklar yapmak hastalar üzerinde hem fiziksel hem de psikolojik bir yük oluşturdu. Üstelik bu yolculuklar, hastalar için sadece fiziksel değil, maddi olarak da büyük bir külfet olmaya devam ediyor.
Tedavi sürecinde yaşanan bir diğer önemli zorluk ise, kemoterapi gibi tedavilerin bir günde tamamlanmama olasılığı. Kemoterapi tedavisi, hastanın kan değerlerinin uygun olup olmamasına göre belirlenir ve bu değerlerin uygun olmaması halinde tedavi ertelenebilir. Tedavinin ertelenmesi halinde hasta ya hastanenin bulunduğu şehirde konaklamak zorunda kalır ya da ikamet ettiği yere dönüp ertesi gün tekrar hastaneye gelmek zorundadır. Bu durum, hem hastalar hem de onların refakatçileri için büyük bir stres ve maddi yük anlamına geliyor. Yol ve konaklama ücreti bulamayan hastaların sosyal medya hesaplarından maddi yardım talepleri de kamu vicdanında kapanmayacak bir yaradır.
Sağlık hakkı, anayasal bir haktır
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 56. maddesi, herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğunu ve devletin, bu hakkın korunmasını sağlamakla yükümlü olduğunu belirtir. Onkoloji ünitesinin kapatılması, yaklaşık 700 kanser hastasının bu anayasal hakka erişimini zorlaştırmakta, tedavi süreçlerini aksatmaktadır. Bu durum, açık bir şekilde sağlık hakkı ihlali olarak değerlendirilebilir ve devletin, bu hastaların yaşam haklarını korumak adına acil bir çözüm üretmesi zorunludur. Ayrıca; kurulumu gerçekleştirilmiş ve hastalara hizmet verecek durumda olan bir ünitenin kapatılması, kamu kaynaklarının etkin kullanılıp kullanılamadığı sorusunu da akıllara getirmektedir.
Sağlık hizmetlerine erişimde eşitsizlik yaratılıyor
Onkoloji ünitesinin kapatılması, kanser hastalarının sağlık hizmetlerine erişimlerinde ciddi eşitsizlikler yaratmıştır. Tedavi almak için çevre illere gitmek zorunda kalan hastalar, kemoterapi gibi zorlayıcı tedavi süreçlerinin ardından uzun yolculuklar yapmak zorunda kalıyor. Bu durum, fiziksel olarak zaten zayıflamış hastalar üzerinde büyük bir yük yaratırken, aynı zamanda maddi olarak da onları zor durumda bırakıyor. Bu zorluklar, fırsat eşitliği ilkesine aykırıdır ve hastaların yaşam kalitesini ciddi şekilde olumsuz etkilemektedir.
Hastalar güven ve süreklilik talep ediyor
Onkoloji doktorlarının üniteden geri çekilmesi, hastaların tedavi süreçlerinde büyük bir boşluk yaratmış durumda. Onkoloji tedavisi, hastanın özel durumuna göre planlanan, yüksek uzmanlık gerektiren bir süreçtir. Hastalar, tanıdıkları doktorların geri dönmesini talep ederken, sadece bir tıbbi hizmet değil, aynı zamanda güven ve süreklilik talep etmektedirler. Bu durum, hastaların tedaviye uyum sağlamaları ve moral bulmaları açısından hayati öneme sahiptir.
Ünitede tedavilerini alan kanser hastaları ve yakınları seslerini sosyal medya hesaplarından duyurmaya çalışıyor. Paylaşımlarda, ünitenin kapanmasının yalnızca bir tıbbi hizmetin durdurulması değil, aynı zamanda hastaların yaşam mücadelesinin sekteye uğratılması anlamına geldiği vurgulanıyor. Sosyal medyada yapılan paylaşımlar, kamuoyu vicdanını harekete geçirmeye çalışarak, yetkililere empati yapmaları ve hastaların yaşadığı zorlukları anlamaları çağrısında bulunuyor.
Kanser hastaları çözümün; Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne yeni bir hekimin atanması ve mevcut hekimlerin Dörtyol’a tekrar görevlendirilmesinde olduğunu ifade ediyorlar. Yeni bir hekimin Dörtyol’a atanması, süreci başa saracak, hastalar ile hekim arasında yeni bir tedavi takvimi oluşturulmasını ve yeniden güven inşasını gerektirecek. Ancak, böyle bir zaman kaybına ne tahammülleri ne de zamanları olmayan kanser hastaları, onkologlarının geri dönmesi için çalmadık kapı bırakmamaya kararlı görünüyorlar.
Yetkili makamlar çözüm için harekete geçti
Onkoloji ünitesinin kapatılması, bölgedeki yetkilileri de harekete geçirdi. AK Parti Hatay Milletvekili Kemal Karahan, onkoloji ünitesinin kapanmasını yakından takip ettiklerini ve mağduriyetin giderilmesi için çalışmaların sürdüğünü belirtti.
Dörtyol Belediye Başkanı Dr. Bahadır Amaç, hem bir hekim hem de ilçe belediye başkanı olarak, onkoloji ünitesinin kapatılmasının ardından çözüme yönelik görüşmelerin devam ettiğini söyledi.
MHP Hatay Milletvekili Lütfi Kaşıkçı yaptığı açıklamada “Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne Sağlık Bakanı Sayın Prof. Dr. Kemal MEMİŞOĞLU tarafından yazılı olarak cevaplandırmak üzere soru önergesi verdik. Önergede Dörtyol Devlet Hastanesi’ne yeniden onkoloji doktoru atanıp atanmayacağını sorduk” dedi ve sözlerini “Bölgedeki kanser hastalarının tedaviye erişiminin sağlanması için acil bir planlama yapılması gerekliliğinin farkındayız. Konuyu tüm mecralarda dile getirmeye devam edeceğiz” şeklinde sonlandırdı.
Kanser hastaları ve bölge halkı acil çözüm bekliyor
Dörtyol Devlet Hastanesi onkoloji ünitesinin kapatılması, bölgedeki kanser hastaları için ciddi bir mağduriyet yaratmıştır. Tedavi süreçlerinin kesintiye uğraması, hastaların sağlık hizmetlerine erişimini zorlaştırmış ve yaşam kalitelerini olumsuz etkilemiştir. Kanser tedavisinde zamanın hayati önemi göz önüne alındığında, yaşanan bu aksaklıkların hastalar üzerindeki etkisi daha da derinleşebilir. Hastalar ve yakınları, yetkililerden somut adımlar atılmasını ve sağlık hizmetlerine erişimlerinin yeniden sağlanmasını bekliyor.
Yaşam hakkı vazgeçilmez ve devredilmezdir
Hastaların yaşam hakkı, vazgeçilemez ve devredilemezdir. Sağlık hizmetine erişim, yalnızca bir ayrıcalık değil, anayasal bir hak, insan olmanın en temel gerekliliklerinden biridir. Onkoloji ünitesinin kapatılmasıyla kanser hastalarının tedavi süreçlerine erişimi engellenirken, bu hastalar yalnızca fiziksel değil, psikolojik ve maddi olarak da ağır bir yük altında bırakılmaktadır. Bu noktada, sağlık hizmetine erişim bir hak, ona engel olmak ise bir insanlık suçudur. Suça ortak olmayın!
