Ölümünün birinci yılında canım amcam Ahmet Çetin CENGİZ’i özlemle anıyorum. Ruhu şad olsun. Anlatmaya benim dilim yetmez, hakkında 2008 yılında yerel basında yayınlanan bir köşe yazısını sizinle paylaşıyorum….

‘Bu tür insanları siz de tanımışsınızdır. Sizin bildikleriniz arasında böyle insanlar da vardır; Hizmet, himmet, gayret ve çaba için vardırlar. Çoğu, zor şartlarla, sıkıntılarla yetişmişlerdir. Ama yılmamışlar, yorulmamışlar, pes etmemişlerdir. Okumuş, bürokrat olmuşlardır. Veya çalışıp meslek edinmiş, iş-güç sahibi, esnaf olmuşlardır. Her ikisinin de ortak özellikleri bıkıp, usanmadan vatana, millete, insanlığa hizmettir. En büyük idealleri, çevreye faydalı olmaktır. Bunun için de, her türlü fedakârlığa hazırdırlar. Hizmet için, elleri her zaman taşın altındadır. Ama hallerinden hiç şikâyetçi de değillerdir.
İşte, “Ahmet Çetin Cengiz” beyefendiyi ben, bu vasıflarıyla tanıdım. Sevdim. Takdir ettim. Saygı duydum.
Onunla tanışmamız, önce gıyabî olmuştu. Mart 2002’de, Ilgın’daki bir dostunda benim “SİLLE” kitabımı görmüş. Okumuş. Sille hayranı olduğu için, çok hoşuna gitmiş. Beğenmiş. O kadar duygulanmış ki, zihninde dizilenleri kâğıda döküp, bir “Sille Destanı” yazmış. Bana verilmek üzere dükkânımıza bırakmış. Kendisin telefonla arayıp, tebrik ve teşekkürlerimi sunmuşum. Tanışmak üzere gün belirlemişiz. Buluşmuşuz. Antalya’da kaleme aldığı o günün hatıra yazısında bundan sonrakini bakın nasıl anlatıyor: “…Ben, heybemde neyim varsa döktüm. Geçmişimi anlattım. Beni yazmaya cesaretlendirdiler. Bu teklifi çok düşündüm. Yazmamakta direndim. Çünkü ben şairdim. Şiirim güzel olmalıydı. Önceliğim şiirdi. . Bu tanışmamız, dostluğa dönüştü. Ben de kendime göre bir gönül eri bulmuştum… Bir keresinde bana: ‘Şair olarak her zaman bir sürprizle karşılaşabilirsiniz. Size tavsiyem bir ses kayıt cihazınız, bir fotoğraf makineniz, bir de kâğıt-kaleminiz yanınızda hiç eksik olmasın.’ demişti. Şimdi ben, Sony ses kayıt cihazım, cebimde kâğıt-kalemim, belimde fotoğraf makinemle Antalya sokaklarında ilme ve insanlığa yarayacak belge arıyorum…”
Konuşmacı veya dinleyici olarak ne zaman ve nerede bir faaliyete katılsam, Ahmet Çetin Bey’i orada görmüşümdür. Toplu, orta boy vücudu, zekâ fışkıran gözleri, keskin ve dikkatli bakışları, burulmuş uzunca bıyıkları ile o, yiğit bir görünüme sahiptir. Ciddi, vakarlı, ağırbaşlı haliyle, insana güven telkin eder. Programı dikkatle takip eder, gerekirse sorular sorarak, zihnine takılan noktalara dair bilgi alır. Çantası elinden hiç eksik olmaz. Bu onun, uzun yıllar devam eden bürokratlığının verdiği bir alışkanlıktır. İçinde, tarih, kültür ve sanata dair neler bulunur neler…
Zaman zaman Konya’daki gazetelerde makaleleri görülür. Konuşur gibi yazar. Samimi, içten, sıcak, akıcı bir üslubu vardır. Şairdir; “Çağrı”da şiirleri yayınlanır. Sanat, kültür ve fikir konularına dair geniş alâka ve birikime sahip olduğu, konuşmalarından hemen anlaşılır. Şiiri gibi, nesri de kaleminden süzülür gider. Neler yazmıştır neler… Bazılarını yayınlamıştır. Hatıralarına ait olanlar, nice enteresan bilgileri ihtiva ederler, bir bilseniz. .
Güzelliğe âşıktır. Tertip ve düzene meraklıdır. Çok yönlü bir insandır. Kendisini daha yakından tanımak istediğim bir gün, biyografisini anlatan şu yazıyı, çantasından, çıkarıp vermişti:

“Özgeçmiş
Ahmet çetin Cengiz
Emekli Uzman
Dışişleri Bakanlığından

1944 yılında Hatay / Dörtyol / Ocaklı’da doğdu. Durdu Fatma ve Ali Cengiz’in onbir çocuğundan biridir. Ocaklı İlkokulu’ndan, Dörtyol Ortaokulundan mezun oldu. İskenderun ve Diyarbakır Ziya Gökalp liselerinde okudu. Lise ikiden ayrılarak, Hava Astsubay Okulu’na girdi. Ve 1964 yılında mezun oldu. 1964-1971 Konya; 1971-1975 Diyarbakır; 1975-1979 Ankara-Mürted; 1979-1980 Adana-İncirlik; Eylül 1983-Aralık 1983 Batman’daki Hava Birlikleri’nin karargâhlarında Hava Astsubayı olarak görev yaptı. 1980-1983 yıllarında Bükreş Askerî Ateşeliği’nde “Askerî İdarî Ateşe” olarak görev yaptı. Aralık 1983’te Kd. Bçvş. Olarak askerlikten emekliye ayrıldı.
Dışişleri Bakanlığı’nın açmış olduğu ‘Aday İdarî Memur’ sınavını kazandı ve Ağustos 1984’te Dışişleri Bakanlığı’nda yeniden göreve başladı. 1986-1990 K.K.T.C. -Lefkoşe; 1991-1995 Romanya-Bükreş Büyükelçilikleri’nde ‘İdarî Ateşe’ olarak görev yaptı. Ve Ekim 1995’te “Uzman” unvanı ile emekliye ayrıldı.
Konya’nın Karatay İlçesi’nden Atiye Cengiz (Markupçu) ile evli olup, ikisi kız, beşi erkek yedi çocuğu vardır.
İngilizce, Romence ve Fransızca dillerini okur, yazar, konuşur.
Özel kitaplığındaki çeşitli kitapların hepsini, Dörtyol Belediyesi’ne bağışlamış ve 29 Ekim 1998’de Cumhuriyet’in 75 nci yılında ‘Ocaklı Hv. Kd. Bçvş. Ahmet Çetin Cengiz Kitaplığı’ olarak açılışı yapılmıştır. Ayrıca, Romen dilindeki çeşitli kitaplarını, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Romen Dili ve Edebiyatı Bölümü’ ne bağışlamıştır.
Şairdir, edebiyata meraklıdır. Bazı şiirleri gazete ve dergilerde yayınlanmıştır. TEMA gönüllü üyesidir.”
O, memleket ve milletimizin meseleleriyle, yakından meşguldür. Nitekim, bütün dünyayı olduğu gibi yurdumuzun mukadderatı için büyü önemi hâiz olan “Petrol” konusuna dair bazı teknik düşünce ve teklifleri vardır. Buna dair plânlarını, 12. 11. 996 tarihli dilekçesinde, Başbakanlığa sunmuştur. “Rusya-Bulgaristan-Yunanistan tarafından inşası plânlanan Varna – Dedeağaç petrol boru hattına karşılık yeni bir boru hattını aşağıda görüşünüze sunuyorum. Bu boru hattı, ülkemizin millî menfaatlerine hizmet edecek, ekonomimize katkıda bulunacak ve Boğazlarımızın güvenliğine halel getirmeyecektir. Millî imkânlarımızla inşası mümkün olup, dev tankerlerin Boğazlarımızdan geçişine gerek kalmayacaktır.
Makamlarınızca tasvip görür ve inşası gerçekleşirse, fikirbabası olarak mutluluk duyacağım. Saygılarımla takdirlerinize arzederim.
Boru Hattı (Pipeline) Güzergâhı (Yaklaşık 170 km.): “Karadeniz-Yalıköy-Çerkezköy-İnecik-İbrice (Ege Denizi).”.
Başbakanlık Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı, 05.12.1996 tarihinde, görüş ve önerilerini konu alan dilekçenin incelenmiş olup, ilgili makamlarca değerlendirilmesi için iletildiğini bildiren bir yazı göndermiştir.
Göbek bağı Dörtyol’da gömülü olduğu için tabii ki, oraya bağlıdır. Kalbi oradadır ama, Hanımı Konya’lı olduğu ve mübarek şehirde yaşamaktan son derecede mutluluk duyduğu için kalıbı Konya’dadır. Bu kültür hazinesi şehre hayran ve meftundur. Konya’nın ilim, fikir, kültür, sanat tarihine dair enteresan araştırmaların sahibidir. Konya’yı terennüm eden bir çok nesir ve şiiri vardır.
İşte, Ahmet Çetin Cengiz, bu ve böyle faziletli ve meziyetli bir insandır. Memleket ve Millete hizmetlerle geçen böylesine dopdolu bir hayatın sahibidir.
Kendisine, sağlık ve âfiyetle geçecek nice yıllar diliyorum.’

Dr. Hasan ÖZÖNDER

Merhaba Gazetesi – KONYA

27.03.2008

Amcamın yer aldığı başka bir haber linkini de ekliyorum…

http://www.dortyolum.com/okp/sayfa.asp?haber_id=1298&x=haberdetay